”… Kaybedecek çok şeyim olsun istemem hayatta. Az ile çok arasında, ince
bir çizgide devam etsin her şey. Varlık ile hiçlik arasında(none)… Bu yüzdendir
ki hiçbir şeye tam olarak bağlanmıyorum, bağlanmak da istemiyorum. Nesnelerin ya da öznelerin (Buna kendimi de dahil ediyorum!) hiçbir değeri yok. Neyse asıl konumuz tabi ki aşk. Ama maalesef bir Romeo Juliet değil. Olsa ne iyi olurdu. Her zaman ki gibi yine yüzeyseliz, öyle takılıyoruz, öylesine mecbur kalıyoruz …
Söz konusu aşk olunca korkak bir adamım. Sadece aşk için değil öteki konular için de bunu söyleyebilirim. Söz konusu aşk olunca başta yazılan her şey daha da anlamsız. Söz konusu aşk olunca insan sağlıklı düşünemiyor. Söz konusu aşk olunca daha bir korkak oluyorum …
Kendimi ödlek gibi hissetmek istemiyorum ve ödlek gibi hissetmek istemeyip bir ödleklik yaparak onlardan kaçıyorum. Çünkü böylesi daha kolay, rahat, sorunsuz. Ve söz konusu yine aşk. Ben yine sağlıklı düşünemiyorum, ben düşünemiyorum, düşünmek de istemiyorum. Kısa kesiyorum …”